SIFIRIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Sıfır genelde negatif bir çağrışım yapar. “Sıfırı tükettik” , “Sıfır’a vurduk” “Sıfırlandık”… Şimdi ise bir ümidin çok değerli rakamı oldu sıfır. Karadağ’da vaka sayısı sıfır! Hep böyle umut dolu, ümidi yeşerten zamanlarda “al kalemi eline” yapıyorum ama haklıyım değil mi? Hoşgeldin Hayat yazımda da bir şeyleri kutluyorduk; şimdi de çayımızı demlemenin, şampanyamızı patlatmanın zamanı sanırım. Adına kutlama dediğiniz her türlü faaliyet serbest…

Bu yazının sevinç dolu ümit dolu cümlelerinden önce söylemek gerekir: Türkiye için hala çok tedirgin; hala çok endişeliyiz. Biliyorum; Türkiye’de katedilecek uzun bir yol var. Ama “Karadağ’ın durumu olacakların habercisi olsun” demek istiyorum hep. Türkiye’miz de bir gün sıfırı kutlasın!

Ortada dar bir zamana koronayı kıstırmayı başardık. Uzun süre koronasızdık; ve bu ünvana yakışır biçimde Avrupa’da ilk kez koronasızlığı ilan ettik. Bu büyük bir şey. Bu az nüfuslu bir ülke olmakla da alakalı değil. Bu tamamen bizzat yaşadığımız önlemlere dibine kadar uymakla alakalı bir şey. Az mı bekledik metrelerce market kuyruklarında? Hava kararmadan evlere kapanıp çaresizliği yaşadık. Ama başardık. Hem de tüm dünyaya duyuracağımız bir ünvan kadar değerli bir değerle başardık.

Sevgili Türk, Türkçe konuşan, bu yazıyı translate edip okuyan dostlarım. Bir çok avantaj ve öngörü ile bu ülkeye çapa attık. Kimi zaman zorlandık, kimi zaman nimetlerinden faydalandık. Ama bence iyi yaptık. Şu yaşadığımız koronasızlık bile bizim kendimizi kutlamamız için bir neden. Avrupa’nın olumlu yönlerine adaptasyon uğraşı, balkan halkının sıcaklığı, doğasının güzelliği, turizm gücü Karadağ’ı cazip kıldı. Ama tabanda bütün insanlığın kırıldığı bir sorunun üstesinden gelen bir ülkeyi seçtik biz. Bu tesadüf değil. Bu tabanda gördüğümüz küçük nüansların büyük bir sonucu. Açacağım bu konuyu:

Geçen sezon sonu kapalı mekanlarda püfür püfür sigaralarımızı tüttürürken sadece 1 günde bütün kapalı mekanlar bıçakla kesercesine sigarayı yasakladı. O zaman aktif olarak kararları da takip etmiyorum, “Ne oldu?” dedim; “Kural” cevabını aldım. Türkiye bu adaptasyonu yasal olarak 2 yılda uyguladı. 730 güne 1 gün gibi bir fark. Bu beni çok etkilemişti.

Bu halk kuralları bu denli uyguladığı sürece, bu ülke gelişme yolunda her türlü adımı koşarcasına atabilir. Yani yine gelecek; yani yine hayat yatırımımız, yani yine “sabrediyorsak nedeni var” ‘ın en güzel cevabı.

Korona artık ülkede yok. Ülkeye turist akın eder mi? Eder. Hırvatistan en güzel gösterge. Bir ikinci dalga yaşar mıyız? Belki. Gelsinler mi peki? E şimdi “gelsinler” desem Ali kızacak, “gelmesinler” desem Veli kızacak. Siz gerek sosyal medyada gerek bu yazının altına fikirlerinizi paylaşın. Ben kendi fikrimi söyleyeyim mi? Vatanımız dahil çoğu ülke hala korona diye kırılıyor. Gelirlerse sakal, gelmezlerse bıyık. Ortada koskoca bir sıfır var; ben bir yudumla kutlarım arkadaş!

Yücel Mehmet UNGAN
yu@adreskaradag.com